E-Ticaret Platformlarında Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakkı İhlallerine İlişkin Pratikte Gerçekleşen Uygulamaların Değerlendirilmesi
Giriş
Dijitalleşmenin son yıllarda kazandığı hız ile birlikte, kullanıcılar ve işletmeler çevrimiçi platformlar aracılığıyla ticari faaliyetlerini tanıtma ve yürütme imkan ve ihtimallerini arttırmışlardır. Ancak her gelişimde olduğu gibi bu gelişim de beraberinde çeşitli hukuki sorunları getirmiştir.
Regülasyonların yeterli düzeyde uygulanamaması ve çevrimiçi platformların her geçen gün daha da büyüyerek çeşitlenmesi, fikri ve sınai mülkiyet haklarına aykırı eylemlerin takibini ve bu eylemlere yönelik yaptırımların uygulanmasını zorlaştırmaktadır. Özellikle marka, telif ve tasarım hakları bakımından ihlallerin artış göstermesi, aracı hizmet sağlayıcıların sorumlulukları ile hak sahiplerinin korunması arasındaki dengenin tartışılmasına neden olmuştur.
Bu makalede, e-ticaret platformlarında fikri ve sınai mülkiyet hakkı ihlallerine ilişkin yeni yasal düzenlemeler ve pratikte karşılaşılan uygulamalar incelenecek; ayrıca bu uygulamaların hukuki ölçülülüğü ele alınacaktır.
1. E-Ticaret Platformlarında Fikri Mülkiyet Hakkı İhlallerine İlişkin Düzenlenen Yerel Mevzuat
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun (“FSEK”) 1/B-a maddesi uyarınca eser; “sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini” ifade etmektedir. FSEK’in 71. maddesinde ise eserden doğan hakların ihlal edilmesi halinde uygulanabilecek cezai yaptırımlar açıkça düzenlenmiştir.
Benzer şekilde, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (“SMK”) 2/1-ı maddesinde sınai mülkiyet hakkı; “marka, coğrafi işaret, tasarım, patent ve faydalı model” kavramlarını kapsamaktadır. SMK kapsamında da sınai mülkiyet haklarının ihlali halinde başvurulabilecek hukuki ve cezai yaptırımlar ayrıntılı olarak öngörülmüştür.
Ne var ki hızla dijitalleşen dünyada mevcut mevzuatın öngördüğü yükümlülükler ve yaptırımlar, çevrimiçi platformlarda gerçekleşen ihlalleri önlemede çoğu zaman yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle kanun koyucu, özellikle e-ticaret platformlarına ilişkin alternatif düzenlemeler ve yeni hukuki koruma mekanizmaları geliştirmek zorunda kalmıştır. Nitekim günümüzde bir çevrimiçi platformda gerçekleşen fikri veya sınai mülkiyet hakkı ihlaline ilişkin açılan davanın, yalnızca ilk derece mahkemesinde sonuçlanması dahi ortalama iki yıl sürmektedir. Bu durum, çevrimiçi ihlallerin yayılma hızına kıyasla oldukça yavaş kalmakta ve hak sahiplerinin etkin korunmasını zorlaştırmaktadır.
Bu çerçevede, çevrimiçi ihlallerin önlenebilmesi amacıyla 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun (“ETK”) ve bu kanun kapsamında yapılan düzenlemeler büyük önem taşımaktadır. ETK madde 2’de, “hizmet sağlayıcı” (“ETHS”) elektronik ticaret faaliyetinde bulunan gerçek veya tüzel kişiler olarak; “aracı hizmet sağlayıcı” (“ETAHS”) ise başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına elektronik ticaret ortamını sağlayan gerçek veya tüzel kişiler olarak tanımlanmıştır.
Her ne kadar fikri ve sınai mülkiyet hakkı ihlallerinde sorumluluk genellikle hizmet sağlayıcı yani doğrudan işletmeye yöneltilse de, ETK madde 9/3 uyarınca aracı hizmet sağlayıcılara da belirli yükümlülükler yüklenmiştir. Anılan düzenlemeye göre: “Elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcı, hak sahibinin, fikri ve sınai mülkiyet hakkı ihlaline dair bilgi ve belgeye dayanan şikâyeti üzerine, elektronik ticaret hizmet sağlayıcının şikâyete konu ürününü yayımdan kaldırarak durumu kendisine ve hak sahibine bildirir. Elektronik ticaret hizmet sağlayıcının, şikâyetin aksini gösteren bilgi ve belgeye dayanan itirazını elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcıya sunması üzerine şikâyete konu ürünü yeniden yayımlar. Şikâyet ve itirazda; ilgililerin açık kimlik ve adres bilgileri, ihtilafa konu ürün hakkındaki bilgiler, ürünün yayımdan kaldırılması veya yayımlanmasının gerekliliğine dair gerekçeler ile yönetmelikle belirlenen diğer hususlar yer alır. İlgililerin genel hükümlere göre adli ve idari mercilere başvurma hakları saklıdır.”
Bu düzenleme, aracı hizmet sağlayıcıların yalnızca teknik bir “platform işletmecisi” olmaktan çıkarak, belirli durumlarda hak sahiplerinin taleplerine yanıt verme yükümlülüğü altına girdiğini göstermektedir.
ETK ile getirilen genel çerçeve, 29.12.2022 tarihli Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcı ve Elektronik Ticaret Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmelik (“Yönetmelik”) (RG. 29.12.2022/3205) ile detaylandırılmıştır. Yönetmelik m.12, şikâyetin usulüne uygun yapılabilmesi için gerekli belgeleri ve ETAHS’nin izlemesi gereken süreci açıkça ortaya koymaktadır:
“(1) Fikri ve sınai mülkiyet hakkı ihlaline yönelik şikâyet başvurusu dâhili iletişim sistemi, noter veya KEP aracılığıyla aşağıda belirtilen hususları içerecek şekilde ETAHS’ye yapılır:
a) Türk Patent ve Marka Kurumunca düzenlenen hak sahipliğini gösterir tescil belgesi veya Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen bandrol formu ya da 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamındaki meslek birlikleri bakımından faaliyet belgesi.
b) Şikâyette bulunanın gerçek kişi olması halinde adı, soyadı, T.C. kimlik numarası, adres bilgileri, e-posta adresi ve varsa KEP adresi; tüzel kişi olması halinde unvanı, adres bilgileri, e-posta adresi, varsa KEP adresi ve vekil sıfatıyla şikâyette bulunulması halinde vekalet verenin ve vekilin anılan bilgileri ile vekilin temsile yetkili olduğunu gösterir belge.
c) Şikâyet konusu ürünün fikri ve sınai mülkiyet hakkını ihlal ettiğine dair gerekçe ve deliller.
ç) Şikâyete konu ürünü gösterir internet adresi.
d) Şikâyet başvurusu kapsamında sunulan bilgi ve belgelerin gerçeğe aykırı olması durumunda başvuru sahibinin doğacak zararlardan sorumlu olduğuna dair beyanı.
(2) ETAHS, birinci fıkrada belirtilen hususları içermeyen başvuruları işleme almaz ve başvuru sahibini eksiklikler konusunda bilgilendirir.
(3) ETAHS, şikâyet başvurusunun kendisine ulaşmasından itibaren kırk sekiz saati geçmemek üzere gecikmeksizin şikâyete konu ürünü yayımdan kaldırarak durumu ETHS’ye ve hak sahibine bildirir. ETHS’ye yapılan bildirimde şikâyet başvurusuna itiraz yöntemleri belirtilir.
(4) Bu madde kapsamındaki bildirim ve bilgilendirmeler dâhili iletişim sistemi üzerinden yapılabilir.”
ETAHS’ler mevzuattaki bu yükümlülüklerini yerine getirebilmek için platformları bünyesinde “ticari marka şikâyet formu” gibi araçlar geliştirmektedir, zira Yönetmelik gereği ETAHS’ler bir şikâyetin kendisine ulaşmasından yaklaşık 48 saat içerisinde şikâyetin konu ürünü yayımdan kaldırmakla yükümlüdür.
2. Pratikte Karşılaşılan Uygulamalar
Türkiye pazarında birçok ülkeye kıyasla tescil harçlarının düşük olması ve denetim mekanizmaları tarafından yapılan re’sen incelemenin sınırlı düzeyde kalması sebebiyle çok sayıda hak tescili bulunmaktadır. Ticari işletmeler, sınai ve fikri mülkiyet haklarını güvence altına almak amacıyla tescil süreçlerine başvurmakta; bu durum aynı sektörde faaliyet gösteren benzer markaların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Böyle bir ortamda bazı rakip işletmeler, Yönetmelik kapsamında tanınan şikâyet hakkını, esasen koruma sağlama amacı dışında, rakiplerinin faaliyetlerini engellemek için kullanabilmektedir.
Örneğin Instagram platformu bir ETHAS olarak kendi bünyesinde “ticari marka şikâyet formu” oluşturmuş ve hakları ihlal edildiğini iddia eden kişilere (ETHS), Yönetmelik madde 12’de öngörülen bilgi ve belgeleri sunmak suretiyle şikâyet başvurusunda bulunma imkânı tanımıştır. Oysa marka iltibası gibi durumlar, derin hukuki analiz ve yargısal değerlendirme gerektiren meselelerdir. Buna rağmen ETAHS, yalnızca belgelerin ibraz edilmiş olması halinde şikayete konu içeriği/ürünü yayından kaldırabilmektedir
Bu husus ayrıca doktrinde de “Ayrıca ETAHS’ler, fikri mülkiyet hakkı sahipleri ile ETHS’ler arasındaki hukuki uyuşmazlığı bir mahkeme gibi ele alabilecek ve çözümleyebilecek bir mercii de değildir. Kaldı ki mahkemeler tarafından yapılan yargılamalarda pek çok delil incelenmekte ve uyuşmazlığın sonuca kavuşması yıllarca sürebilmektedir. Uygulamada ETAHS’ler, pek çok kez ihlal bildiriminin haklılığını ya da haksızlığını tespit edebilmek için ellerinde yeterli bilgi ve belge bulunmaksızın karar vermeye zorlanmaktadır.” denerek eleştiri konusu olmuştur.[1]
Bu mekanizma hak sahipleri açısından uzun ve masraflı yargılama süreçlerinin önüne geçerek hızlı ve etkin koruma sağlamakta; böylece yargısal süreçlerin etkinliği ve zaman tasarrufu bakımından fayda sunmaktadır. Ancak diğer taraftan, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı şekilde kötüye kullanılabilmekte ve ticari rakiplerin haksız rekabet aracı hâline gelebilmektedir.
Benzer şekilde, Trendyol da bir ETAHS olarak aynı yükümlülükler altındadır. Taraflar arasında bir tasarım hakkına ilişkin dava devam ederken, taraflardan birinin kötü niyetli biçimde Trendyol’a başvurması hâlinde, gerçek hak sahipliği hususu incelenmeksizin şikâyete konu ürün yayından kaldırılabilmektedir. Bu durum, hukuki ilkelerden ölçülülük ilkesi ile hızlı ve etkin koruma arasındaki hassas dengenin pratikte çatışmasına neden olmaktadır. Zira her ne kadar kırk sekiz saat gibi kısa bir sürede sonuç alınsa da, hakka dayanmayan şikâyetlerde bu süreç, şikâyet edilen taraf aleyhine ölçüsüz sonuçlara yol açabilmektedir.
Bu noktada, şikâyet edilen tarafa da korunma imkânı tanınmış olup, itiraz hakkı Yönetmelik’in 13. maddesinde düzenlenmiştir:
“Fikri ve sınai mülkiyet hakkı ihlaline yönelik şikâyet başvurularına itiraz;
a) İtirazda bulunanın adı, soyadı veya unvanı ile yetkili temsilci veya vekil sıfatıyla itirazda bulunulması halinde bunların ad ve soyadları ile temsile yetkili olduklarını gösterir belgeyi,
b) İtirazın gerekçeleri, yayımdan kaldırılan ürünün şikâyette bulunanın fikri ve sınai mülkiyet haklarını ihlal etmediğine dair belge ve delilleri,
c) Ürünün orijinal olduğunu ispatlamaya elverişli fatura veya fatura yerine geçen belgeler, kendisinden başlayarak geriye doğru fikri ve sınai mülkiyet hakkı sahibini veya hak sahibinin verdiği yetkiyle ürünü piyasaya sunmuş kişileri gösterir sözleşme, sair belge ve delilleri,
ç) Başvuru sahibinin, itiraz başvurusu kapsamında sunulan bilgi ve belgelerin gerçeğe aykırı olması durumunda doğacak zararlardan sorumlu olduğuna dair beyanını,
içerecek şekilde dâhili iletişim sistemi, noter veya KEP aracılığıyla ürünü yayımdan kaldırılan ETHS tarafından ETAHS’ye yapılır.
(2) ETAHS, birinci fıkrada belirtilen hususları içermeyen itiraz başvurularını işleme almaz ve başvuru sahibini eksiklikler konusunda bilgilendirir.”
ETAHS, usulüne uygun yapılan itirazı değerlendirerek haklı bulması halinde ilgili içeriği/ürünü yeniden yayımlamayabilecektir. Yönetmelik, m. 14/2 uyarınca, fikri mülkiyet hakkı sahibi ihlali ispatlayıcı yeni belgeler sunmadığı müddetçe, ETAHS, aynı ürün ve iddiaya ilişkin şikâyet başvurularını işleme almayacaktır. Bu sayede, bir kez çözüme kavuşturulmuş bir şikâyet ve itiraz sürecinin herhangi bir yeni delil bulunmaksızın tekrar işletilmeye çalışılmasının önüne geçilmiştir.
ETHS’nin itirazı neticesinde ürünlerin tekrar yayınlanması üzerine fikri mülkiyet hakkı sahibi, ETAHS’ye tekrar başvurmak yerine, adli ve idari mercilere başvurabilecektir.
Fikri mülkiyet hakkı sahibinin şikâyeti üzerine yayından kaldırılan ürünün ETHS tarafından yeniden yayınlanması halinde ise, ETAHS’nin söz konusu yeniden yayını kendiliğinden tespit edip ürünü tekrar yayından kaldırması beklenemeyecektir. Zira ETAHS’ye bu şekilde bir aktif denetleme yükümlülüğü yüklemek, ETAHS’nin ETHS’lerin sağladığı içeriği kontrol etme ve hukuka aykırı bir faaliyetin olup olmadığını araştırma yükümlülüğü bulunmamasına uygun düşmeyecektir. Bu nedenle ETHS’nin şikâyet konusu ürünü yeniden yayınlaması halinde fikri mülkiyet hakkı sahibinin izleyeceği yol, yeni bir şikâyet başvurusu yapmak ya da doğrudan adli ve idari mercilere başvurmak olacaktır. [2]
Fikri ve sınai mülkiyet hakkı sahibi, adli ve idari mercilere başvurarak tecavüzün tespiti, önlenmesi ve durdurulması kapsamında dava açabilecektir. Bununla birlikte, ETAHS platformunun bu davalarda doğrudan davalı konumunda yer almaması gerektiği görüşündeyiz. Zira, burada asıl muhatap, haksız ve hukuka aykırı eylemi gerçekleştiren ETHS olmalıdır.
Ne var ki, şikâyetçi ETHS’nin başvurusu, şikâyete konu ETHS’nin faaliyetlerinin açıkça haksız ve hukuka aykırı olduğu durumda dahi ETAHS tarafından incelemeye konu edilmez ve gerekli önlem alınmazsa, bu durumda ETAHS’nin de sorumluluğu gündeme gelmelidir. Nitekim 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 9. maddesi uyarınca, “Aracı hizmet sağlayıcılar, hizmet sundukları elektronik ortamı kullanan gerçek ve tüzel kişiler tarafından sağlanan içerikleri kontrol etmek, bu içerik ve içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırı bir faaliyetin ya da durumun söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir.”
Ancak söz konusu hüküm, ETAHS’lerin tamamen sorumsuz olduğu şeklinde yorumlanmamalıdır. Başka bir ifadeyle, ETAHS her ne kadar bir aracı hizmet sağlayıcı konumunda bulunsa da, hukuki faaliyetlerinde özen yükümlülüğünü yerine getirmeli; açıkça hukuka aykırı eylemleri görmezden gelerek şikâyet başvurularını sonuçsuz bırakmamalıdır. Aksi halde, gerek Borçlar Kanunu’ndan doğan haksız fiil sorumluluğu gerekse ETK kapsamında öngörülen yükümlülükler çerçevesinde ETAHS’nin de sorumluluğu doğabilecektir.
Sonuç olarak, sistem hak sahiplerine hızlı ve pratik bir koruma mekanizması sunarken, kötüye kullanım ihtimali ve ölçülülük ilkesinin ihlali riskini de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle uygulamanın adil ve dengeli biçimde işletilebilmesi, hem hak sahiplerinin hem de şikâyet edilen tarafların menfaatlerini gözeten bir yaklaşım gerektirmektedir.
3. Sonuç
E-ticaret platformları, dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte hem hak sahipleri hem de kullanıcılar için vazgeçilmez hale gelmiştir. Ancak bu gelişim, fikri ve sınai mülkiyet haklarının çevrimiçi ortamda daha kolay ihlal edilmesine ve kötüye kullanılmasına da zemin hazırlamaktadır. Türk hukukunda ETK ve ilgili Yönetmelik ile getirilen düzenlemeler, hak sahiplerine hızlı ve etkin bir koruma mekanizması sağlamış; ETAHS’lerin yalnızca teknik bir aracı olmaktan çıkıp hukuki sorumluluk üstlenen aktörlere dönüşmesine yol açmıştır. Bununla birlikte, kötü niyetli şikâyetlerin rakipler arasında haksız rekabet aracı hâline gelmesi, ölçülülük ilkesinin zedelenmesi ve gerçek hak sahiplerinin mağduriyeti, mevcut sistemin yeterli olmadığını göstermektedir.
Kaynakça:
6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu
6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun
Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcı ve Elektronik Ticaret Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmelik (RG. 29.12.2022/3205)
Akıncı, E. (2025). Fikri Mülkiyet Hukuku Fasikülleri I: Fikri ve Sınai Hakların Korunması. O. A. Yıldız (Yay. haz.), Ticaret Mevzuatında Yapılan Değişikliklerin Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcıların Fikri Mülkiyet Hakkı İhlallerinden Sorumluluğuna Etkisi(s. 161-162). On İki Levha Yayıncılık
[1] Akıncı, E. (2025). Fikri Mülkiyet Hukuku Fasikülleri I: Fikri ve Sınai Hakların Korunması. O. A. Yıldız (Yay. haz.), Ticaret Mevzuatında Yapılan Değişikliklerin Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcıların Fikri Mülkiyet Hakkı İhlallerinden Sorumluluğuna Etkisi(s. 145-147). On İki Levha Yayıncılık
[2] Akıncı, E. (2025). Fikri Mülkiyet Hukuku Fasikülleri I: Fikri ve Sınai Hakların Korunması. O. A. Yıldız (Yay. haz.), Ticaret Mevzuatında Yapılan Değişikliklerin Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcıların Fikri Mülkiyet Hakkı İhlallerinden Sorumluluğuna Etkisi(s. 161-162). On İki Levha Yayıncılık
Yazar: Av. Uğurcan Tekin, Av. Beyza Erdemir